Görünmez dekor: Atmosfer

Zihin, düşünme, karar verme gibi çeşitli eylemler içerisindeyken birtakım manipülasyonlara da açık olan bir alandır. Zihnimizin teslim olduğu manipülasyon alanları sadece rakam,tablo, nesne ya da daha geniş adıyla somut temaların olduğu alanlardan ibaret değildir. Bazen kontrolü ele geçiren şey, elle tutamadığımız, gözle göremediğimiz, etkeni somut olsa dahi etkisi hissel olabilen soyut temalardır. Bu soyut temalar görünmez birer güçtür. İnsan psikolojisi , çevresindeki uyaranlarla sürekli ve farkında olmadan bir diyalog halindedir. Karar mekanizmamızı devreye sokan şey yalnızca mantığımız değil aynı zamanda ruha işlenen bu soyut temalarımızdır. Bu temalara günlük hayatımızın çoğu alanında anbean şahit oluruz. Örneğin ; bir mağazaya gittiğimizde çalan müzik, dikkatimizi dağıtacak ya da tüm odağı kendisinde toplayacak kadar yüksek bir tonda değildir ama tınılar sakinliği ile kulağımıza hafiften de olsa dokunabilir. Antikacıların ,yüksek tavanlı saatçilerin ya da mücevher mağazalarının içinde bulunduğumuzda kulağımıza değen klasik müzik tesadüf değildir. Klasik müzik, insan zihninde zarafet, ihtişam, lükslük duygusuyla eşleşir. Öte yandan butiklere , kurumsal şirket mağazalarına ya da bir kafe ortamına girdiğimizde bizi karşılayan müzik yeni ve popüler olanlar olur. Burada çalan güncel müzikler de tesadüf değildir. Bu müzikler ise “Buradasın, viral olan o bluzu alarak sen de günümüze ayak uydur. ” dermişçesine fısıldar. Bu iki müzik türü de bulunduğumuz ortama uygun seçilmiş ve alışverişe karşı insanları çekmede birer araç rolü görmüştür. Burada bizler yalnızca bir kıyafet, nesne değil ritmin bizde yarattığı bir aidiyet satın alırız.

Peki bu aidiyeti başka ne zaman-nasıl alırız? İşleri mağazadan ve alışverişten kopararak ilişkilerimize getirmek istiyorum. Bazı evlerin kapısından içeri girdiğimiz zaman ,daha salona geçmeden , içimizde bir hafifleme hissi olur. Bu çok yakın bir dostunuzun evi olabilir. Belki o evdeki birinin ses tonu, belki demini salmış bir çayın buğusu, belki perdeye yansıyan bir akşam güneşi, belki de burna gelen ferah ve tanıdık bir koku…Bu evin içerisinde o koltuğa oturabilmek, odalara sığabilmek, içinizi dökebilmek hatta belki de yalnızca susmak bu evi sizin için bir konfor alanına dönüştürür. Sıralamış olduğum bu etkenler konfor alanınızın parçası haline geldiğinde hepsi çok rahat ve doğal hissettirir. Ancak her şeyiyle kusursuz görünen bir başka eve gittiğinizde o en baştaki hafifleme hissinin yerini kasılma alabilir. Ortamdaki düzen, hava sizi görünmez bir kalıba sokabilir. Elinizi nereye koyacağınızı, adımınızı nasıl atacağınızı şaşırabilirsiniz. İnsan var olduğu her anı bir hisse ve bir havaya büründürür. Normalleştirdiği çoğu şeyi zamanında o havanın içerisinde tasarlamıştır. Farkında olmadan kendimize açtığımız düşünme alanımız bile buna dahildir. Bir masa başında oturup düşünürken kimimiz masanın üzerindeki kalabalığı bir kenara iter, kimimiz camını aralayıp içeriye giren bir esintiyi arar, kimimiz tüm perdeyi indirip loş ortamda kalmak ister. Zihin, odaklanma, sakinleşme, yas tutma, düşünme eylemlerini yapacağı o atmosferi yaratır. Dışardaki dağınıklılığı topladığında içerideki fırtınanın dineceğine inanır. Bu alan şefkatli kucak açan konfor alanı da olabilir, parmaklıkları görünmeyen bir kafeste. Yani hem bizi yaşatacak oksijeni hem de ruhumuzu yavaşça boğacak zehirli dumanı içinde barındırır.

Zihnimiz çevre ile uyumlanma halindedir. Bizler bir ortama girdiğimizde ya da bir insanın iklimine dahil olduğumuzda bilinçaltımız ” bu iyi mi, kötü mü?” “güvenli mi, tehlikeli mi ?” filtresini açıp saniyeler içinde çalışmaya başlar. Bu soyut güç, bilişsel süreçlerimizin “mantık” filtresine uğramadan duygusal hafızamızın merkezi olan limbik sisteme yani duyguların piştiği o gizli merkeze sızar. Bu sebeple kontrol edemediğimiz duygusal tepkileri tetikleme gücüne sahip olur. Adım atma isteği olduğunda onu kamçılar, ketler. Hata yapma korkusuyla yapmak istediği şeye adım atmaktan kaçınan birisini düşünelim. Sayfaları araladığında henüz birbirinden ayrılmamış, kokusu hafifçe burna gelen bembeyaz bir defter, en güzel renkli kalemlerle masanın üzerinde duruyor. İçerisine kalemlerden biri ile dökülecek yazılar ve renkli kalemlerle çizilecek bir resimle buluşmak istiyor. Kişi kalemi eline alıyor ama sayfaya ilk dokunuşu yapacakken içinden gelen bir el o bileği sıkıca yakalıyor ve usulca eğilerek “Bu defter bembeyaz, kusursuz… Ya yazacağın kelime eğri büğrü olursa! Ya kalem mürekkebini akıtıp sayfayı maf ederse! En iyisi bekle. Doğru anı, kelimeyi bulana kadar hiçbir şey yapma.” diye fısıldar. Kişi o kalemi masaya bırakır. Aradan günler,aylar geçer. O defter hala masada asil ve el değmemiş beyazlığıyla durmaya devam eder. Bu beyazlık bir asalet duruşundan ziyade verilmemiş kararın, atılmamış adımın, korkunun yarattığı atmosferin boşluk adlı eseridir. Sayfa hiç kirlenmemiştir, evet; ama hiç yaşamamıştır da. Silgi lekelerinin arasında var olan bir kelimenin, duygunun tadını hiç tadamamıştır. İnsan o sayfanın içinde defalarca yazıp silinen ama sonunda o kelime olabilmeyi başarana kadar nice atmosfer yaratacaktır. Kendimize sormamız gereken asıl soru şudur: ” Bu atmosfer bana nefes mi aldırıyor, yoksa nefesimi mi kesiyor? Burada ipleri tutan taraf bizlerizdir. Biz nefes almayı seçersek ipin ucunda zafer olacak, nefesin kesilmesini seçersek ipin ucunda huzursuzluk olacaktır. Farkında olmadığımız ya da gözümüzden kaçırdığımız süreç ve anlarımız illaki olacaktır. O ipin nefes kesici tarafını da tahmin ederim ki çekmek istemeyecek ama farkında olmadan kendimizi o histe, o ipin ucunda gördüğümüz olacaktır. Bu noktada önemli olan o farkında olmadığımız alanları keşfederek yeni atmosfer ortamımızı inşa etmektir. Bu alanlarımızı bir anda görmek ya da farketmek zor ve zaman alıcı olabilmektedir. Bu durumda destek alarak süreci şekillendirmek hem süreci hem alanları hem de bireyleri içsel olarak rahatlatarak kendisine ulaştıracaktır.

Leave a comment

Psikoloji alanındaki bilgi birikimimi, bireylerin içsel yolculuklarına rehberlik etmek ve farkındalık süreçlerine eşlik etmek için kullanıyorum. Bu platformda, psikolojik kavramlar, psikolojik rahatsızlıklar ve ruh sağlığına dair paylaşımlarımı yapmak için buradayım.