Otomatik Düşüncelerin Gölgesinde Anı Yaşamak

Rakamlar her gün aynı temposunda ilerler. Yelkovan akrebi çevreler durur. Ritim aynıdır ama insan ruhu için her saniye aynı ağırlıkta değildir. Hayatın içerisinde bireyle, bireyin yaşamı ile şekillenmesi ile sadece rakamlardan ibaretliğinden ayrılır. İnsanın yaşayarak içine sığdırdıklarıyla büyümeyi, öğrenmeyi ,neyin doğru neyin yanlış olduğunu fark etmeyi gösterir. Bazen derman olur ışığıyla bazen ise omuzda taşınan bir yük gibi hissettirir. Çünkü zamana yüklenen anlam her insanda farklıdır. Kimimiz koca bir mevsimi tüm detaylarıyla hatırlarız. Açtığımız çiçeği, bizi kimin suladığını hatta kimin kopartmak istediğini. Tüm detaylar içinde o çiçek olarak var oluruz . Kimimiz bir başka güne tüm güzelliği ile kendisini açarken kimimiz onu kopartmak isteyen de kalır, gövdesini ona doğru çevirir. Tam da bu noktada zamana olan anlamımızı yükleriz. Biz nerede hangi konumda olursak zamanda ona uygun konumlanır. Günümüzde çoğu problem bizim nerede durduğumuzla ilişkilidir. Bir şeylerin yük gibi hissettirdiği, duygudurumun dalgalandığı, içine kapanmanın arttığı, aktiviteler ve kişisel bakımın azaldığı ,en önemlisi önceden yapabildiği günlük yaşamını etkileyen eylemlerde düşme ve işlevsizlik yaşamasıdır. İnsan zihni en iyi olanı ister ama olası olumsuz durumla karşılaştığında ona yüklediği anlamla en kötüyü düşünmeyede açıktır. Bu en kötüyü düşünme faslı tıpkı lego gibi üst üste geldiğinde bir kule oluşturur. Zihinde bu kuleye “otomatik düşünce”kavramını veriyoruz. Bir süre sonra bu otomatik düşünceler ,gelecekte yaşanacak olaylara karşı gelişecek duyguları kamçılıyor. Bir nevi anı yanlış yorumluyor. İnsanın ket vuramadığı bu düşünceler geçmiş ile olan bağı da diri tutuyor. Güzellikleri paylaşırken eskiyi yâd edelim diyen dilimiz ne yazıkki olumsuzlukları paylaşmaya geldiğinde adeta kendisini kilitliyor. Problemlerini sabırla, süreç içerisinde yönetebilen bireyler, güzel bir sonuçla ya da istediği düzeyde bir sonuçla karşılaşamasa bile denediğini gördüğünde ,çaba sarf ettiğinde kendi motivasyonlarının da kendi kontrollerinde olduğunu görebiliyor. Kimi birey ise problem ya da durum esnasında anı, düşünceyi o zamanı yanlış bir inançla kabul ettiyse başka bir problemin gelmesi de kaçınılmaz oluyor. Çevremizde hatta en yakınlarımızla muhabbet ederken bile fark ediyoruz ki zihin rafa kaldırması gereken bir bilgiyi bugünün ortasına bir duvar gibi dikiveriyor. Arkadaşınızla kahvenizi yudumlarken havadan sudan bir konu açıldığında yüzünün gölgelendiğini, “hatırlıyor musun?” diyerek başladığı cümlenin ardına bir pişmanlığını ya da kırıldığı bir sözü ,ihaneti ekleyerek o “zaman tünelinin “ nasıl bir anda akla gelip o kişi de bir iznin olduğunu gösteriyor. O sözün bir dil sürçmesi , kırıldığı boyutta olmadığı yerine yanlış hatalı bir kodla zihnine yerleştirdiğinde ya da duruma “demek ki ben onu yanlış tanımışım” diyerek bakamadığında o günü bir fotoğraf karesi gibi net olarak değil kırgınlıklarla boyanmış bir tablo gibi hatırlıyor. Baktığımızda bu durum günlük hayatımızdaki basit bir örnek olarak görülüyor. Bazı bireylerde bu anılar yaşanılan andan ,gerçeklikten koparılmış ,ruhun karanlık bir köşesine hapsedilmiş oluyor. Güneşin kendisini tüm çıplaklığıyla gösterdiği yaz havasında yürürken bile zihindeki fırtınanın içinde Islanabiliyor insanların o fırtınanın dinineceğini ama yaşam içinde de illaki Islancağını bilmesi önemlidir. Bu durumdaki ilacımızdan birisi de zaman olmaktadır. Bir ilaçtan beklenti iyileşme ,eskisinden biraz daha iyi olmak olur. Nasıl ki bir baş ağrısı ilacını içtiğimizde hemen o an etki etmiyorsa bu zaman içinde böyledir. Hatta zaman tek bir durumu değil bir çok durumu şekillendirmesi ile À B C gibi alternatif bakışlar geliştirebilmektedir. Keskin bir neşterden ziyade yavaş yavaş kıyıya vuran bir dalga gibidir. O dalga bazen günlerle gelir ,bazen aylarla, bazen ise yıllarla ama iyi olmak isteyen için bir gün illaki gelecektir. Anlamı yanlış iliklediyseniz zamanın üzerinizde bıraktığı hırka doğru durmayacak sizi hep bir yerden sıkacaktır. Bazen o düğmeyi iliklemeyi en baştan öğrenmek gerekir. Yazı, rakam gibi değer ,saygı, sevgi ,zaman da yaşam içerisinde öğrenilir. Bazen bir insan, bazen bir başka canlı, bazen bir nesne , bazen ise olayla öğrenilir . Önemli nokta bizim iyi olmayı, iyi olmayı öğrenmeyi istememiz olmaktadır.


Leave a comment